23 Ocak 2022 Pazar
12 Ocak 2022 Çarşamba
eTwinning
DEĞERLERİMLE
DEĞERLİYİM PROJESİ
OCAK AYI KONUSU
“DOSTLUK ve VEFA”
Arkadaş , insanın kendisine verdiği
hediyedir.
Stevenson
Sevgili Velimiz Merhaba,
Değerler Eğitimi Projesi kapsamında bu ayki değerimiz DOSTLUK ve VEFA.
İnsanlığın değişim yaşadığı, şekillendiği çağımızda,
Yunus Emre’nin, Mevlâna’nın, Hacı Bektaş Veli’nin “insanı en kutlu değer sayan”
anlayışlarına gereksinim duyulmaktadır. Hacı Bektaş Veli şöyle söylüyor:
“Dost, onunla
birlikteyken olduğun gibi görünebileceğin, ruhunun tüm gizliliklerini ona
anlatabileceğin biridir. Onunla birlikteyken kendini korumana gerek yok.” demiş
Jean Jacques Rousseau.
Siz hiç düşündünüz mü peki dost-dostluk ne demektir diye?
Dostluk, hayata dair benzer bakış
açıları olan insanların kurduğu arkadaşlıktır. Bir zorunluluk olmaksızın ve
menfaat gözetmeksizin birbirine destek olmak, karşılıklı güvene ve saygıya
dayalı yakınlıktır. Birbirine zor anlarında yardım edebilmek, vefalı, sırdaş ve
gönüldaş olabilmektir.
Sizler de Dostluk’a önem veren çocuklar yetiştirmek istiyorsanız;
·
Çocuğunuza arkadaşlığın önemini anlatan yazılar ve hikâyeler
okuyun.
·
Çocuğunuz kendine arkadaşlar edindiğinde onu
destekleyin.
·
Sevdiği arkadaşlarını eve davet etmesine izin verin.
·
İyi bir arkadaşlık için neler yapması gerektiğini ona
anlatın; arkadaşlarına saygılı olmasını, onları dikkatle dinlemesini söyleyin.
·
Çocuğunuza dostluk ve arkadaşlığın arasındaki farkı
anlatın.
·
Arkadaşlarını küçümsemeyin, yargılamayın. Bu durum
çocuğunuzu incitir.
·
Ailesi ve arkadaşları arasında seçim yapmasını
istemeyin.
·
Yanlış arkadaş seçimlerinde çocuğunuzu arkadaşından
koparmaya çalışmayın. Bunun yerine arkadaşındaki yanlış olan davranışı nasıl
düzeltebileceğiniz konusunda çocuğunuzla fikir alış verişinde bulunun.
·
Çocuğunuzun arkadaşları ile yaşadığı sorunları
büyütmeyin. Sorunu arkadaşı ile birlikte kendisinin çözmesi gerektiği konusunda
teşvik edici olun.
·
Çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini anlatmasına imkân
tanıyın. Onun da başkalarını dinlemeyi bu şekilde öğreneceğini unutmayın.
·
Arkadaşlarının sorunlarına karşı duyarlı olmasını
söyleyin.
·
Çocuğunuza güvenin. Güvenilir insan olmanın kıymetini
sizinle öğrenecektir.
·
Arkadaşlarına saygılı olması gerektiğini de ona saygı
duyarak sizler öğreteceksiniz. Unutmayın; arkadaşlarına, onların
farklılıklarına, değerlerine ve özelliklerine saygı duyması onu iyi bir DOST
yapacaktır.
·
Çocukların, gelecekte insan ilişkilerinde başarılı, mutlu bir iş ve eş
yaşantısına sahip bireyler olmalarının temelleri çocukluk çağında oynanan
oyunların ve arkadaşlıkların içinde saklıdır.
Ve işte güzel bir dostluk hikayesi, okumadan geçmeyin!
MAYDONOZ
BAHÇESİ
Bir babanın arkadaş düşkünü bir
oğlu varmış. Bu oğul iş güç tutmaz, arkadaşları ile gezer tozarmış.
Babası oğlunu ne zaman karşısına alıp- “ oğlum arkadaşlarınla gezip tozmayı
bırak, işine gücüne bak.” dese
Oğlu-
“ Baba onlar benim en samimi arkadaşlarım. Biz arkadaşlarımızla her şeyi
paylaşıyoruz. İyi günde de kötü günde de bir arada olacağız.” dermiş.
Baba nasihat ile oğlunun
arkadaşlarına olan düşkünlüğünü kaldıramayacağını anlamış.
Baba -“ Oğlum arkadaşların senin iyi gününde de, kötü gününde de
arkan da olup sana arka çıkarlar mı? “ demiş.
Oğlu- “ Tabi baba, onlar beni hiç yalnız bırakmazlar.” Diye cevap
vermiş.
Baba – “ Oğlum senin o kıymetli arkadaşlarını bir deneyelim mi? ”
diye sormuş.
Oğlu –“ Olur baba deneyelim de gör. Arkadaşlarımın ne kadar sağlam
olduğunu sende anlayacaksın.” Demiş.
Baba –“ Bizim koyunlardan en zayıf, çelimsiz olanını kes, kanlı
kanlı bir çuvala koy bana getir.” Diye oğluna söylemiş.
Oğlu gidip en zayıf koyunu keserek
kanını çuvala bulaştırmış. Kestiği koyunu da çuvala koyarak babasına getirmiş.
Baba –“ Bu çuvalı eşeğin semeri üzerine koyup sıkıca bağla, en
samimi olduğun arkadaşından başlayarak git deki; Benim başıma bir iş geldi,
birisine öldürdüm. Ceset eşeğin sırtındaki şu çuvaldadır. Bana yardım ette
cesedi kaybedelim.
Oğlu kanlı çuvalı eşeğin semerinin
üzerine bağlayarak en samimi arkadaşından başlayıp, bütün arkadaşlarını dolaşıp
babasının söylediğini söylemiş.
Hangi arkadaşına gittiyse arkadaşı- “ Kusura bakma ben bunu
yapamam, beni karıştırma” diye başından savmış.
Arkadaşlarının hiçbiri kendine yardımcı olmayınca, babasının yanına dönerek
durumu babasına aktarmış.
Babası –“ Oğlum şimdi karşıki köye git. Orada sebzeci Mehmet diye
benim bir arkadaşım var. Onu bul ve benim selamımı söyle. Diğer arkadaşlarına
söylediğini ona da söyle.” demiş.
Oğlu karşıki köye gitmiş. Sorarak
sebzeci Mehmet’in evini bulmuş. Kendini tanıtarak babasının selamını söylemiş.
Arkadaşlarına söylediği gibi sebzeci Mehmet’e de konuyu anlatıp, eşeğin sırtındaki
kanlı çuvalı göstermiş.
Sebzeci
Mehmet – “ oğlum sen yukarı çık istirahat et. Biz hallederiz bu konuyu. ”
demiş.
Oğlan yukarı çıkıp istirahat
ederken, sebzeci Mehmet oğullarına bahçesinde bir çukur kazdırıp kanlı çuvalı
çukura gömdürmüş. Toprakla kapattırdığı çukurun üzerine de bahçenin diğer
yerlerinden söktürüp getirdiği maydanoz fidelerini diktirmiş. Orası hiç
kazılmamış bir görünüme sahip olmuş.
O gece sebzeci Mehmet’in evinde
yatan oğlan, sabah olup kalkınca kahvaltısını yapmış. Kendisine maydanoz
fidelerinin olduğu yer gösterilip durumu anlatmışlar. Onlara teşekkür etmiş.
Babasının yanına dönmüş. Babasına olanları anlatmış.
Baba-“ Her arkadaş gerçek dost değilmiş. Senin arkadaşların iyi gün
dostuymuş. Bu meydana çıktı ama
daha bitmedi. Sebzeci Mehmet sebzelerini satmak için pazara gider. Sende pazara
gidip onun sebzelerine müşteri olacaksın. Müşterilerinin yanında sattığı
sebzelerin fiyatının pahalı olduğunu, çürük kalitesiz olduğunu söyleyip
müşterilerini dağıtmaya çalışacaksın.” demiş.
Oğlan bir süre sonra pazara
giderek sebzeci Mehmet’in tezgâhını bulmuş. Satılan sebzelerin fiyatını sormuş.
Başka müşterilerde tezgâha gelince –“ Sebzelerin fiyatının pahalı, içinde
çürükler var.” diye sebzeleri karamaya başlamış.
Sebzeci
Mehmet bir iki kere LA HAVLE çekip, ya sabır demiş.- “ Oğlum sebzeyi almazsan
alma işine git, başka yere bak .” demiş.
Oğlan yine konuşuyormuş. Bakmış
oğlandan kurtuluş yok, oğlan konuşmaya devam ediyor. Oğlanın kolundan tutup bir
kenara çekerek – “ NE KADAR UĞRAŞIRSAN UĞRAŞ, MAYDANOZ BAHÇESİNİN YERİNİ
DEĞİŞTİREMEZSİN.” demiş.
Bir insana iyilik yapmak güzel
şeydir. Ama daha sonra o insana kızınca, darılınca yaptığı iyiliği o insanın
başına kakmak çok kötüdür.
Günümüzde iyilik yapan insanları
bulabilmek kolay mı?
Hele yaptığı iyiliği araları
bozulunca, başına kakmayan DOSTLARI bulmak ne kadar zordur.
Böyle dostlar
bulmak ve böyle dost olmak dileği ile…
YILDIZ KAYMAZ-/AYDEDE ANAOKULU -OCAK AYI DOSTLUK ve VEFA ÇALIŞMAMIZ