12 Ocak 2022 Çarşamba

 

eTwinning

DEĞERLERİMLE DEĞERLİYİM PROJESİ

OCAK AYI KONUSU

“DOSTLUK ve VEFA”

Arkadaş , insanın kendisine verdiği hediyedir.

Stevenson

Sevgili Velimiz Merhaba,                                                                                                  

Değerler Eğitimi Projesi kapsamında bu ayki değerimiz DOSTLUK ve VEFA.

İnsanlığın değişim yaşadığı, şekillendiği çağımızda, Yunus Emre’nin, Mevlâna’nın, Hacı Bektaş Veli’nin “insanı en kutlu değer sayan” anlayışlarına gereksinim duyulmaktadır. Hacı Bektaş Veli şöyle söylüyor:

“Sevgi varken nefret niye,
    Barış varken, savaş niye
    Kardeşlik varken, didişmek niye
    Dostluk varken, düşmanlık niye
    Hoşgörü varken, bağnazlık niye,
    Özgürlük varken, tutsaklık niye,
    Adalet varken, haksızlık niye?"

 “Dost, onunla birlikteyken olduğun gibi görünebileceğin, ruhunun tüm gizliliklerini ona anlatabileceğin biridir. Onunla birlikteyken kendini korumana gerek yok.” demiş Jean Jacques Rousseau.

Siz hiç düşündünüz mü peki dost-dostluk ne demektir diye?

Dostluk, hayata dair benzer bakış açıları olan insanların kurduğu arkadaşlıktır. Bir zorunluluk olmaksızın ve menfaat gözetmeksizin birbirine destek olmak, karşılıklı güvene ve saygıya dayalı yakınlıktır. Birbirine zor anlarında yardım edebilmek, vefalı, sırdaş ve gönüldaş olabilmektir. 

Sizler de Dostluk’a önem veren çocuklar yetiştirmek istiyorsanız;

·         Çocuğunuza arkadaşlığın önemini anlatan yazılar ve hikâyeler okuyun.

·         Çocuğunuz kendine arkadaşlar edindiğinde onu destekleyin.

·         Sevdiği arkadaşlarını eve davet etmesine izin verin.

·         İyi bir arkadaşlık için neler yapması gerektiğini ona anlatın; arkadaşlarına saygılı olmasını, onları dikkatle dinlemesini söyleyin.

·         Çocuğunuza dostluk ve arkadaşlığın arasındaki farkı anlatın.

·         Arkadaşlarını küçümsemeyin, yargılamayın. Bu durum çocuğunuzu incitir.

·         Ailesi ve arkadaşları arasında seçim yapmasını istemeyin.

·         Yanlış arkadaş seçimlerinde çocuğunuzu arkadaşından koparmaya çalışmayın. Bunun yerine arkadaşındaki yanlış olan davranışı nasıl düzeltebileceğiniz konusunda çocuğunuzla fikir alış verişinde bulunun.

·         Çocuğunuzun arkadaşları ile yaşadığı sorunları büyütmeyin. Sorunu arkadaşı ile birlikte kendisinin çözmesi gerektiği konusunda teşvik edici olun.

·         Çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini anlatmasına imkân tanıyın. Onun da başkalarını dinlemeyi bu şekilde öğreneceğini unutmayın.

·         Arkadaşlarının sorunlarına karşı duyarlı olmasını söyleyin.

·         Çocuğunuza güvenin. Güvenilir insan olmanın kıymetini sizinle öğrenecektir.

·         Arkadaşlarına saygılı olması gerektiğini de ona saygı duyarak sizler öğreteceksiniz. Unutmayın; arkadaşlarına, onların farklılıklarına, değerlerine ve özelliklerine saygı duyması onu iyi bir DOST yapacaktır.

·         Çocukların, gelecekte insan ilişkilerinde başarılı, mutlu bir iş ve eş yaşantısına sahip bireyler olmalarının temelleri çocukluk çağında oynanan oyunların ve arkadaşlıkların içinde saklıdır.

 Ve işte güzel bir dostluk hikayesi, okumadan geçmeyin!

MAYDONOZ BAHÇESİ
          Bir babanın arkadaş düşkünü bir oğlu varmış. Bu oğul iş güç tutmaz, arkadaşları ile gezer tozarmış.
Babası oğlunu ne zaman karşısına alıp- “ oğlum arkadaşlarınla gezip tozmayı bırak, işine gücüne bak.” dese
     Oğlu- “ Baba onlar benim en samimi arkadaşlarım. Biz arkadaşlarımızla her şeyi paylaşıyoruz. İyi günde de kötü günde de bir arada olacağız.” dermiş.

      Baba nasihat ile oğlunun arkadaşlarına olan düşkünlüğünü kaldıramayacağını anlamış.
      Baba -“ Oğlum arkadaşların senin iyi gününde de, kötü gününde de arkan da olup sana arka çıkarlar mı? “ demiş.
      Oğlu- “ Tabi baba, onlar beni hiç yalnız bırakmazlar.” Diye cevap vermiş.
      Baba – “ Oğlum senin o kıymetli arkadaşlarını bir deneyelim mi? ” diye sormuş.
      Oğlu –“ Olur baba deneyelim de gör. Arkadaşlarımın ne kadar sağlam olduğunu sende anlayacaksın.” Demiş.
      Baba –“ Bizim koyunlardan en zayıf, çelimsiz olanını kes, kanlı kanlı bir çuvala koy bana getir.” Diye oğluna söylemiş.

      Oğlu gidip en zayıf koyunu keserek kanını çuvala bulaştırmış. Kestiği koyunu da çuvala koyarak babasına getirmiş.
      Baba –“ Bu çuvalı eşeğin semeri üzerine koyup sıkıca bağla, en samimi olduğun arkadaşından başlayarak git deki; Benim başıma bir iş geldi, birisine öldürdüm. Ceset eşeğin sırtındaki şu çuvaldadır. Bana yardım ette cesedi kaybedelim.

      Oğlu kanlı çuvalı eşeğin semerinin üzerine bağlayarak en samimi arkadaşından başlayıp, bütün arkadaşlarını dolaşıp babasının söylediğini söylemiş.
      Hangi arkadaşına gittiyse arkadaşı- “ Kusura bakma ben bunu yapamam, beni karıştırma” diye başından savmış.
Arkadaşlarının hiçbiri kendine yardımcı olmayınca, babasının yanına dönerek durumu babasına aktarmış.
      Babası –“ Oğlum şimdi karşıki köye git. Orada sebzeci Mehmet diye benim bir arkadaşım var. Onu bul ve benim selamımı söyle. Diğer arkadaşlarına söylediğini ona da söyle.” demiş.
      Oğlu karşıki köye gitmiş. Sorarak sebzeci Mehmet’in evini bulmuş. Kendini tanıtarak babasının selamını söylemiş.
Arkadaşlarına söylediği gibi sebzeci Mehmet’e de konuyu anlatıp, eşeğin sırtındaki kanlı çuvalı göstermiş.
      Sebzeci Mehmet – “ oğlum sen yukarı çık istirahat et. Biz hallederiz bu konuyu. ” demiş.
     Oğlan yukarı çıkıp istirahat ederken, sebzeci Mehmet oğullarına bahçesinde bir çukur kazdırıp kanlı çuvalı çukura gömdürmüş. Toprakla kapattırdığı çukurun üzerine de bahçenin diğer yerlerinden söktürüp getirdiği maydanoz fidelerini diktirmiş. Orası hiç kazılmamış bir görünüme sahip olmuş.

      O gece sebzeci Mehmet’in evinde yatan oğlan, sabah olup kalkınca kahvaltısını yapmış. Kendisine maydanoz fidelerinin olduğu yer gösterilip durumu anlatmışlar. Onlara teşekkür etmiş. Babasının yanına dönmüş. Babasına olanları anlatmış.

      Baba-“ Her arkadaş gerçek dost değilmiş. Senin arkadaşların iyi gün dostuymuş. Bu meydana çıktı ama
daha bitmedi. Sebzeci Mehmet sebzelerini satmak için pazara gider. Sende pazara gidip onun sebzelerine müşteri olacaksın. Müşterilerinin yanında sattığı sebzelerin fiyatının pahalı olduğunu, çürük kalitesiz olduğunu söyleyip müşterilerini dağıtmaya çalışacaksın.” demiş.
       Oğlan bir süre sonra pazara giderek sebzeci Mehmet’in tezgâhını bulmuş. Satılan sebzelerin fiyatını sormuş. Başka müşterilerde tezgâha gelince –“ Sebzelerin fiyatının pahalı, içinde çürükler var.” diye sebzeleri karamaya başlamış.
       Sebzeci Mehmet bir iki kere LA HAVLE çekip, ya sabır demiş.- “ Oğlum sebzeyi almazsan alma işine git, başka yere bak .” demiş.
       Oğlan yine konuşuyormuş. Bakmış oğlandan kurtuluş yok, oğlan konuşmaya devam ediyor. Oğlanın kolundan tutup bir kenara çekerek – “ NE KADAR UĞRAŞIRSAN UĞRAŞ, MAYDANOZ BAHÇESİNİN YERİNİ DEĞİŞTİREMEZSİN.” demiş.

      Bir insana iyilik yapmak güzel şeydir. Ama daha sonra o insana kızınca, darılınca yaptığı iyiliği o insanın başına kakmak çok kötüdür.
       Günümüzde iyilik yapan insanları bulabilmek kolay mı?
       Hele yaptığı iyiliği araları bozulunca, başına kakmayan DOSTLARI bulmak ne kadar zordur.

        Böyle dostlar bulmak ve böyle dost olmak dileği ile…

YILDIZ KAYMAZ/AYDEDE ANAOKULU - YENİ YIL ÇALIŞMAMIZ


 

YILDIZ KAYMAZ-/AYDEDE ANAOKULU -OCAK AYI DOSTLUK ve VEFA ÇALIŞMAMIZ

 



    Öğrencilerimiz Zincir yapmak istedikleri çalışma kağıtlarına dostlarının resimlerini çizerek dostluk zincirini oluşturdular.